El Âlem Ne Der Korkusu: Görünmeyen Yer Tanrısı

el-alem-ne-der-korkusu-gorunmeyen-yer-tanrisi

El Âlem Ne Der Korkusu: Görünmeyen Yer Tanrısı

Bugün hayallerime yenisini ekledim…
Biliyor musun…?
Ne mesala?
Tatile çıkmak istiyorum tek başıma…
Olmaz ki tek başına tatil…
El alem neder düşünsene…
Tek başına tatile gitmiş…
Eyvah eyvah…
Olmaz değil mi?
Vazgeçeyim…
Bence de…

O zaman başka bir hayal kurmam gerekecek…
Ne mesela?
Buldum… Üniversiteyi bırakmak istiyorum…
Okumayacağım…
Olur mu öyle ne der El Alem…
Bir okulu bile bitiremedi…
Eyvah eyvah…
Bu da olmadı…

Evet… Başak bir hayal…
Kıyafet şeklimi değiştirip daha mutaassıp giyinmek istiyorum…
Olmaz öyle El alem ne der?
Şuna bak düne kadar nasıl giyiniyordu? Şimdi ne olduysa buna?
Evet Olmaz…

Tamam Mucizevi bir hayal bulursam bir şey diyemez EL ALEM… Buldum… Denizin üzerinde yürümek hep çok ilginç hem de mucizevi…
Olmaz olmaz…El Alem ne der?
Ne der El Alem? “Yüzme bilmiyor da ondan denizin üzerinde yürüyor der…”

O zaman hiç bir şey düşünmeden, hiç bir plan yapmadan ve hiç bir hayal kurmadan EL ALEM ne derse onu yapmak için beklemeliyim…
Olur mu böyle…
Evet olur…

El Alem; hayatımızın en önemli engeli olarak görünen ve her şeyimizi ona göre planladığımız bir yapı. Öyle ki; yürüyüşümüz, yemek yeme şeklimiz, okulumuz, kıyafetimiz hatta özel hayatımız. Her şey El Alem nasıl isterse öyle şekillenmeli.
Çünkü bizler El alem için yaşamaya adamışız kendimizi. EL ALEM mutlu olsun, biz kölesi olmaya hazırız. Nelerimizi kaybetmedik bir düşünsenize El Alem mutlu olsun diye.
Özgürlüğümüzü, Mutluluğumuzu, Belki bazı kültürlerde çocuklarımızı. Belki Eşimizle yaşamamız gereken güzel anları. İşte kaybettiklerimizi inceleyelim. Çocukluk yıllarımız, akıllı olmak zorundaydık neden?
Bilinmez, çünkü akıllı olmak nasıldır, büyüklerimiz bile bilemezdi ama akıllı olmamız istenirdi hep sessiz dururduk; bu nasıl çocuk boş boş bakıyor. Ebeveynlerimiz hemen konuşmamızı isterdi, çok konuşurduk.
Ne kadar çok konuşuyor hiç dinlemiyor, otururduk. Hiç haraketli değil salak mı ne? Haraketli olurduk. Yaramaz hiperaktif olurdu adımız. Ne yapacağımızı bilemezdik. Ayrıca Ebeveynlerimizden de laf yerdik.
Rezil ettin beni. Sonra büyüdük biraz genç olduk. Kıyafetlerimiz eleştirildi yıllarca yine biz olamadık vesselam. Yine EL Alem. Sonra eğitim hayatımızı ele geçirdi bu El Alem denen şey, Neydi kimdi bilinmez ama herkes onun istediğini yapmanın peşinde. El alemi mutlu etmenin peşinde.

Sonra Evlilik serüveni, el aleme rezil olmayalım diye milyonluk evlilik giderleri, dünya kadar borç, başlamadan biten evlilik hayalleri, sonrası hüsran. El alem mutlu olsun da gerisi bir şekilde halledilir.
Kimdi bu El Alem, bilen gören varmıydı ya da tanıyan? Yok kimse bilmiyor tanımıyor, EL ALEM, Yerin tanrısı gibiydi.

Görmeden, tanımadan inandığımız ve taptığımız. Aslında sen, ben, biz, onlardı El Alem. Eleştirdik düşüncesizce, yargıladık bazen, bazen zorladık, bazen de ölümlere sebep olduk. Yapamadı bazıları Psikolojik Tramvalar geçirdi.
Deli dedik sonra, mutlu değildi belki evliliğinde ama biz istemediğimiz için ayrılamadı. Belki yıllarca şiddet gördü ya da şiddet uyguladı istemsiz. Neden? Biz ( EL ALEM ) istemedi ayrılmalarını.

Sonramı ayıpladık insanlıklarını sorguladık. Ya biz İnsanmıydık, hepimiz bir inanç peşindeyiz, kimimiz Mesnevi, kimimiz Hacıbektaşı Veli, kimimiz bilmem ne kimimiz, falan filan.

Ya insan, hangi dinde, hangi kültürde ya da hangi inançta var insanları yargılamak, eleştirmek ya da kınamak, yermek, ayrıştırmak. Yok, inandığımız hiç bir değerde yok. Ama bizler yapıyoruz, hem de hiç acımadan. Ya biz inanmıyoruz değerlerimize ya da değerlerimizi değiştirmenin peşindeyiz.
EL ALEM Yer tanrısı… SEN, BEN, BİZ, ONLAR

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V); “Sizin en fenanız; söz taşıyanlar, aranızı bozanlar ve insanları birbirine düşürenlerdir…”
Mevlana; “Ne olursan ol, Yine gel”
Thomas Hobbes; “İnsan insanın kurdudur…”
Hacı Bektaşı Veli; ” Düşmanınızın bile, insan olduğunu unutmayınız…”
Yunus Emre; “Maharet güzeli görebilmektir. Sevmenin sırrına erebilmektir. Cihan, alem herkes bilsin ki şunu; en büyük ibadet sevebilmektir…”
Durmuş Ali YILMAZ ”El Alem ne der diye vaz geçersen hayallerinden; El Alem Mutlu olur… Sen de Kölesi…”

Kendi Hayatının Kahramanı Ol

“Yerin tanrısı” gibi görülen el âlem, aslında bir yanılsamadır. Gerçekte var olmayan, ama hayatımızı yöneten bir hayalet…

Eğer bu hayaleti yok etmek istiyorsan:

  • Kendinle yüzleş,

  • Destek al,

  • Hayatına sen yön ver.

Psikolojik danışmanlık, bu farkındalığı kazanman ve özgürleşmen için en güçlü adımlardan biridir.

Uzmanlarımızla görüşmek ve el âlemin gölgesinden kurtulmak için bizimle iletişime geçin.
Hayat, sizin cesurca yaşayacağınız bir hikâye olsun…

Durmuş Ali YILMAZ’ın kaleminden

Scroll to Top